12 Temmuz 2016 Salı

Nijinsky'nin Günlüğü üzerine..

Vaslav Nijinsky'nin YKY'den , Orçun Türkay çevirisiyle 2006'da yayımlanan "Nijinsky'nin Günlüğü" kitabını tazecik bitirdim. Aklıma estirdikleri kısaca şöyle:






“dünyada her şey sonunda kitap olmak üzere vardır…"
                                                                                             Mallarme

Sanattaki tanrıların dans tarafına düşeni: Artaud’un ikizi, Nerval’in sokak lambası, Van Gogh’un usturası olan, erkeklikten ve kadınlıktan bir bakıma azade bir muazzam insanın, bilinçsiz bir biçimde enfes bir bilinçakışı ile yazdığı, neden sonra kızının eşyaları arasında bulunup biz fanilerle buluşan tanrısal metinleri. Nöroloji biliminin sınırlarını çizip tanımladığı aklın/aklının kendindeki sınırlarını kendisi kaldırmış olması sebebiyle alabildiğine özgür, alabildiğine fütursuz, alabildiğine rahat. Uçurumun kenarında tanrıyla (kendiyle?) kavga ederken, bir anda gündeliğin sıradan dertleriyle hemhâl, peşi sıra Tur Dağı’ndan seslenen, yazdıklarını  “Tanrı ve Nijinsky” imzasıyla bitiren bir “Kır Tanrısı”.
Her din ve onun yayanı kendini biricik ve son ilan eder ya, bu yüzden bu günlüklerin, bir miktar geç kalması, geçen yüzyıl başı yayımlanması kendi talihsizliği. Ve Nijinsky’nin belki de tek eksiği marangoz olmaması(!).

Kitabın (ya da günlüğün, her iki tabiri de kullanıyor çünkü) incecikliği aldatmasın, aslında yeterince hacimli bir kitap Nijinsky’nin Günlüğü. Karmaşık, düzensiz gibi gözüküyor oysa berrak. Ve nefis (anlamışsınızdır).

Yaşam Öyküsü için müracaat vikipedi:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Vaclav_Nijinski

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder