“dünyada her şey sonunda kitap olmak
üzere vardır…"
Mallarme
Sanattaki
tanrıların dans tarafına düşeni: Artaud’un ikizi, Nerval’in sokak lambası, Van
Gogh’un usturası olan, erkeklikten ve kadınlıktan bir bakıma azade bir muazzam
insanın, bilinçsiz bir biçimde enfes bir bilinçakışı ile yazdığı, neden sonra
kızının eşyaları arasında bulunup biz fanilerle buluşan tanrısal metinleri. Nöroloji
biliminin sınırlarını çizip tanımladığı aklın/aklının kendindeki sınırlarını
kendisi kaldırmış olması sebebiyle alabildiğine özgür, alabildiğine fütursuz,
alabildiğine rahat. Uçurumun kenarında tanrıyla (kendiyle?) kavga ederken, bir
anda gündeliğin sıradan dertleriyle hemhâl, peşi sıra Tur Dağı’ndan seslenen,
yazdıklarını “Tanrı ve Nijinsky”
imzasıyla bitiren bir “Kır Tanrısı”.
Her din ve
onun yayanı kendini biricik ve son ilan eder ya, bu yüzden bu günlüklerin, bir
miktar geç kalması, geçen yüzyıl başı yayımlanması kendi talihsizliği. Ve
Nijinsky’nin belki de tek eksiği marangoz olmaması(!).
Kitabın (ya
da günlüğün, her iki tabiri de kullanıyor çünkü) incecikliği aldatmasın, aslında
yeterince hacimli bir kitap Nijinsky’nin Günlüğü. Karmaşık, düzensiz gibi
gözüküyor oysa berrak. Ve nefis (anlamışsınızdır).
Yaşam Öyküsü için müracaat vikipedi:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Vaclav_Nijinski

